
Dışarı çıkmadan önce son kez aynaya bakıyor. Ya eli dassagında ya sevimli ya çekiciya da saf maskesi takılmış bir surat
değil yansıyan. Göz kenarlarında hafif hüzün çizgileri taşısa da bu, kendi
çirkinliğinin farkında ve bunun övgüsünü beklemeyen, güzel, mutlu bir erkek suratı.
Apartman karanlığından ve soğuğundan sonra baş-döndüren, ayakları yerden kesen baharın renkleri ve sıcaklığı…
Râyihâlı(bune aq pelin,kelimemi sıçıyon kendi kendine) bahar havası her solukta daha da güç veriyor; biraz hafif olsa uçacak.
Kendine bakan kızları umursamıyor. Bu umursamazlık “oyun” değil. Ona yönelmiş çirkin kadın suratlarını, arzulu
bakışları, sahte tebessümleri görmüyor. Aklında hesaplaşmalar, kıskançlıklar, intikamlar, zorunluluklar da yok.Aslında biliyorum bakışlar benim için değil,pantolonumun açık kalmış fermuarı için...
Bir çiçekçinin önünden geçerken kafasında bir cümle beliriyor: “bir daha çiçek alırsam ne oliyim.sokarım çiçeğine bi alt dudaktan öpücükten güzel hediye olamaz” Özel günleri, hediye alıp-vermeleri,
kutlamaları sevmeyen bir erkek; her kadının terk edebilceği ender olmıyan erkek tipi!.. Dönüyor, çiçekçiye giriyor, güllere bakıyor; kırmızı, mor, pembe, sarı, beyaz… cebine bakıyor.bir çay parası,jeton ve "biz insan taşıyoruz" yazan paso ve içinden;"ne alcam aq alt dudaktan bi öpücükden iyi hediyemi olur" der ve çıkar.
Umudun, heyecanın, hayallerin kapısı… Burada sonsuza kadar bekleyebilir. Derken, mutluluğun ayak sesleri ve sevginin yüzü…
orjinalini burdan temin edebilirsiniz... :D
http://pelinimsi.blogspot.com/2009/05/kendini-seven-kadn.html?showComment=1243105672827#c7271899346128375150